444 1 633 0(553) 034 2205 prof.sinanekici@gmail.com

Sertleşme Sorunu Tedavisi Nasıl Yapılmaktadır?

Sertleşme sorunu tedavisinde asıl amaç normal bir cinsel yaşam sağlamaktır. Bunu sağlamak amacıyla koruyucu hekimlik, birinci, ikinci ve üçüncü basamak tedavi adımları uygulanır. Koruyucu hekimlik bakımından değiştirilebilir risk faktörleri ve sebep varsa (örneğin sigara, uyuşturucu, alkol kullanımı) bunların düzeltilmesi tedavide öncelikle ele alınmalıdır. Bu şekilde durum düzelmiyorsa birinci basamak tedavi yöntemleri (cinsel danışmanlık, eğitim, psikolojik bir sorun varsa psikoseksüel tedavi ve ağızdan alınan ilaçlar) uygulanır.

Önemli bir halk sağlığı sorunu olan sertleşme sorununun tedavisinde maalesef konunun konuşulması hala tabu olarak görüldüğü için bazı hastalar konunun uzmanı üroloji doktoruna gitmek yerine tıp dışı yöntemlere başvurmaktadır. Sonuçta, hastalar ya fayda görmemekte, almaları gereken tedaviyi almakta geç kalmakta ya da sorunun altında yatan önemli bir hastalık da gözden kaçmaktadır. Unutulmamalıdır ki konu tek başına sadece sertleşme sorunu olmayabilir, altında daha ciddi başka bir hastalığın ilk belirtisi olabilir.

Son yıllarda sertleşme sorununun tedavisinde çok önemli gelişmeler olmuştur. İlk defa “KALICI TEDAVİ SAĞLAYAN YÖNTEMLER” uygulamaya konulmuştur. Bilindiği gibi bugüne kadar uygulanan ilaç tedavileri hastalığı tedavi etmemekte, sadece ilaç alındığı zaman sertleşme elde edilmesini sağlamaktaydı. Başka bir ifadeyle, ilaç alınırsa ereksiyon elde ediliyor, ilaç alınmazsa fizyolojik ve doğal olarak ereksiyon elde edilemiyordu.

Türkiye’de ilk defa 2015 yılında sertleşme sorununun tedavisinde kalıcı tedavi yöntemleri (PRP-P shot, 2. jenerasyon lineer şok dalga tedavisi (LSWT-Renova), ozon tedavisi ve kök hücre tedavisi) kliniğimizde uygulanmaya başlamıştır. Bu konuda ilk olmanın ve yıllar içinde elde edilen tecrübe sonucu başarı oranımız ve hasta memnuniyetimiz çok yüksek seviyededir. Burada en önemli başarı sırrı da “hastaya özel kişiselleştirilmiş tedavi yöntemini” uygulamaktır. 

Ağızdan alınan ilaçların bir grubu beyin üzerinde, diğer bir grubu penis üzerinde etkinlik gösterir. Bu ilaçlar ilişkiden belirli bir süre önce alınır. Cinsel gücü ve isteği arttırıcı özellikleri yoktur, cinsel uyaran varlığında etkili olurlar. Doktor kontrolünde kullanıldıkları zaman güvenilir ilaçlardır. Beyin üzerinde etkinlik gösteren ilaçlar apomorfin’dir. Ereksiyon mekanizmasında rol alan dopamin maddesinin salgılanmasını artırır. Dil altına alındığında eriyen bir ilaçtır.Penis üzerinde etkinlik gösteren ilaçlar ise fosfodiesteraz-5 inhibitörü olan ilaçlardır. Bunlar sildenafil, vardenafil ve tadalafil’tir. Cinsel uyarı olduğunda sertleşmeyi sağlayan özel bir maddenin hücre içinde yok edilmesini geciktirerek düz kas hücrelerinde ve damarlarda gevşeme oluşturarak, penisin kanla dolmasını ve sertlik oluşmasını sağlarlar. Hem organik hem de psikolojik nedenli sertleşme sorunlarında % 60-85 oranlarında etkili olmaktadırlar. Yan etkileri şiddetli olmayıp, bu nedenle tedaviyi bırakma oranı düşüktür (% 3 civarında). Bu ilaçlar damarlarda genişleme yaparak etkinlik gösterdiği için, kalp ve damar rahatsızlıkları nedeniyle nitrat içeren ilaçlar kullanan hastalar asla bu ilaçları kullanmamalıdır. Nitrat içeren ilaç kullanmayan diğer hastalar ise mutlaka doktor kontrolünde tedavi almalıdırlar. İki kat merdiveni rahat çıkabilen kişi bu ilaçları rahatlıkla kullanabilir. Kalp krizi riskini arttırmamaktadır. Bu ilaçları kullananlarda kalp krizi görülme oranı, ilaç kullanmayan normal toplumdaki kalp krizi riski ile aynıdır.
İkinci basamak tedavilere geçilebilir. Bunlar sırasıyla vakum cihazı, penis gövdesine kendi kendine iğne tedavisi (intrakavernöz enjeksiyon), idrar yoluna sıkılan jel formunda ilaç kullanımıdır.
Vakum cihazı penis üzerine geçirilen bir fanus şeklinde silindir ve bunun içindeki havayı emen bir pompadan oluşur. Penis bu silindirin içine yerleştirildikten sonra pompa ile fanus içindeki hava emilerek negatif basınç oluşturulur. Bu şekilde penis kanla dolarak ereksiyon elde edilir. Silindirin üzerindeki özel lastik bant penis köküne indirilerek kan penis içinde hapsedilir. Lastik 30 dakika boyunca penis üzerinde kalabilir ve bu şekilde ilişki kurulabilir. Erektil disfonksiyon nedeni ne olursa olsun, % 90 başarı ile sertleşme sağlanır. Ağızdan ilaç veya penise iğne kullanan hastalar da beraberinde vakum cihazı kullanılabilir. Fakat, rahat kullanım için bir alışma dönemine ihtiyaç varıdır. Bu nedenle en sık görülen sorun, hastanın aleti kullanmakta başarılı olamamasıdır. Türkiye’de hastalarımız tarafından pek benimsenmemiştir.
İlaç kullanarak başarı sağlanamayan hastalarda penis içine insülin iğnesi ile ilaçlar uygulanabilmektedir. Bu ilaçlar prostaglandin E1, papaverin ve fentolamin’dir. Uygulama için eğitim gerektirir. Kan hastalığı veya kanama problemi olanlar, penis içinde doku sertliği bulunanlar (Peyronie hastalığı), el becerisi düşük olanlar ve tedaviyi benimsemeyenler kullanmamalıdır. Yan etki olarak, priapizm denilen penis sertliğinin düzelmemesi durumuna neden olabilir.
İdrar yolu içine sertleşme sağlayan prostaglandin E1 maddesi jel formunda uygulanır. İlaç idrar yolundan emilerek korpus kavernozumlar üzerinde etkisini gösterir. İdrar yolunda yanma ve ağrı hissi yapabilir.

Ağızdan kullanılan ilaçlar, vakum cihazı veya kendi kendine iğne tedavisinden fayda görmeyen veya kabul etmeyen hastalara, psikojenik sertleşme sorunu olup psikiyatrik tedaviden uzun süre yarar görmeyen hastalara uygulanabilecek yeni minimal invaziv tedavi yöntemleri vardır. Bu yöntemler penis vaskülarizasyon tedavileri olup, penisin yapısı içindeki damarları, endoteli ve düz kasları eski sağlığına kavuşturmayı amaçlar. Son yıllarda dünyada uygulamaya konulmuş olan bu yöntemler şunlardır:

Lineer şok dalga tedavisi (LSWT):

Bu tedavide ilk uygulanan yöntem ED-1000 ‘dir. 12 seans penis gövdesine şok dalga uygulanıyordu. Yeni üretilmiş ve daha da geliştirilmiş yöntem ise LSWT (RENOVA)’dir.  ED-1000’e göre 4 kat daha etkili bir yöntemdir. Penisin karın içine de uzanan tüm dokusu üzerine de şok dalgaları uygulanabilmektedir. Penis dokusunda oluşturulan etki ile büyüme faktörleri açığa çıkarılarak yeni damar oluşumu (anjiyogenez) gerçekleşir. Bu şekilde penis dokusunun canlılığını arttırarak (renovasyon) kalıcı tedavi sağlar. Tedavi ayaktan, herhangi bir genel veya lokal anesteziyi gerektirmeden uygulanır. Hiç bir yan etkisi bugüne kadar görülmemiştir.

PRP (platelet rich plasma) tedavisi:

Bu tedavi şekli  Türkiye'de ilk defa 2015 yılında  kliniğimizde uygulamaya başlanmıştır. Bu tedavide hastadan alınan kan örneği özel bir işlemden geçirildikten sonra, içindeki büyüme hormonları ve maddeler izole edilerek hastaya verilir. İzole edilen bu hormon ve maddeler penis dokusuna verilerek, yeni damar oluşumu artması, hasarlı dokuların eski canlılığını kazanması sağlanır.

Ozon tedavisi:

Peniste ereksiyon oluşabilmesi için penis dokusunda yeterli oksijen olmalıdır. Doku seviyesindeki oksijenlenmeyi arttırmak amacıyla ozon tedavisinden yararlanılır. Bu amaçla ozon iki şekilde uygulanır: Kişiden kan alınıp ozon ile zenginleştirilerek kişiye tekrar verilir, yani sistemik ozon tedavisi. Diğer yöntem ise penise idrar kanalından ozon vermektir. Bu tedavi şekli  Türkiye'de ilk defa 2015 yılında  kliniğimizde uygulamaya başlanmıştır.

Yukarıda sunulan tedavilerin hiçbirinden fayda görmemiş hastalara, şiddetli Peyronie hastalığı olanlara ve orak hücreli anemisi olan hastalarda üçüncü basamak tedavilerden olan penis protezi (mutluluk çubuğu) ameliyatla konulmaktadır.. Protez konulması geriye dönüşü olmayan bir karardır. Penis protezleri silikondan yapılmıştır. Tek parçalı veya çok parçalı olabilir. Bükülebilir ve şişirilebilir olan iki türü vardır.
Penisin kanla dolan iki silindir şeklindeki yapısı içine yerleştirilen ve ilişki için gerekli sertleşmeyi sürekli sağlayan bir protezdir. Bu protezlerin boyu ve kalınlığı hastanın penisine uygun olarak belirlenir ve penis içine yerleştirilir. Sürekli sertleşmiş bir penis görünümü vardır, ancak bükülebilirler. Büküldüğünde hasta giysilerini giyebilir ve kamufle edebilir. Protezler arasında ucuz olmaları, kullanmak için özel el becerisi gerektirmemesi avantajlarıdır.
Penis içine yerleşen iki silindir, sıvı deposu ve pompası olan sistemlerdir. Şişirilebilen protezler iki ve üç parçalı olmak üzere iki çeşittir. İki parçalı penis protezinde iki silindir ve bir pompa, üç parçalıda ek olarak bir de sıvı deposu vardır. Şişirilebilen iki silindir penis içine, depo karın içine pompa ise testis yanına cilt altına yerleştirilir. Kozmetik olarak doğal bir görünüm verir. Hasta ve eş memnuniyeti % 90’lara civarındadır.
Penis protezi erişkin, kanser veya enfeksiyon tanısı olmayan, cinsel beklentisi yüksek hastalara takılabilir. Psikiyatrik rahatsızlığı olanlar ve el becerisi olmayanlarda uygulanmamalıdır. Diğer ameliyatlardan farklı olarak, bir protez ameliyatı olması nedeniyle ameliyat sonrası enfeksiyon gelişmesi ve vücudun protezi reddetmesi gibi riskleri vardır. Enfeksiyon gelişme riski %2-3 oranında olup çok düşüktür. Son yıllarda geliştirilmiş dışı antibiyotik kaplı protezler enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltmıştır.
Hayat boyu kullanılabilir. Mekanik parçalarda bozukluk gelişme şansı % 5 civarındadır. Bozukluk meydana gelirse üretici firma cihazı ücretsiz karşılamaktadır. Protezlerin takıldığı yer idrar yolunun bulunduğu süngersi doku ile ayrı yerlerde olduğundan, gerek idrar akışında gerekse boşalmada herhangi bir engel oluşmamaktadır. Boşalma olsa bile kişi istediği süre sertliğini sürdürebilir ve hislerinde de bir azalma olmamaktadır.
Venöz yetmezlik tanısı konulan hastalarda venöz kaçağı önleyecek venöz cerrahi çok özel durumlarda uygulanabilir.Arterial yetmezlik tespit edildikten sonra yapılacak penise gidecek kanı arttıracak arterial bir cerrahi çok özel durumlarda ereksiyonu yeniden elde etmek için faydalı olmaktadır.

 

17