444 1 633 0(553) 034 2205 prof.sinanekici@gmail.com

Prostat Kanseri Tanısı Nasıl Konulur?

Prostat kanseri için düzenli muayene ve inceleme yapılarak hastalığı erken evrede teşhis etmek amaçlanmaktadır. Çünkü, kanserin prostat içine sınırlı olduğu erken evrede yapılacak tedavi ile hastalıktan tamamen iyileşme şansı çok yüksektir. Son verilere dayanılarak şu an için, prostat kanserine yönelik toplum taraması yapılması önerilmemektedir. Fakat risk grubunda olan erkeklerin bireysel olarak erken tanı amacıyla taranması önerilmektedir. Bu nedenle, akrabalarında prostat kanseri olan erkeklerin ve siyah ırka mensup erkeklerin 40 yaşından, diğer erkeklerin 50 yaşından itibaren yılda bir defa prostat kanseri taraması için üroonkoloji uzmanına gitmeleri önerilmektedir.
Günümüzde prostat kanserine yönelik tarama çalışmasının iki önemli tanı metodu vardır:

CDR457840 digital rectal exam

Parmakla rektal muayene (PRM): Bu muayene sırasında prostatın ön kısmı hariç, ulaşılabilir diğer kesimleri parmakla palpe edilerek tümör açısından şüpheli bir sertlik veya düzensizlik olup olmadığı kontrol edilir. 0.2 ml’den büyük kitleler palpe edilebilir. Tek başına PRM ile kanserli hastaların %20’si tespit edilebilir.

psa

Prostat spesifik antijen (PSA): PSA prostat bezinden salgılanan bir proteindir. Görevi meninin sıvılaşmasına yardım etmektir. Normalde kanda az, menide 1 milyon kat daha fazla miktarda bulunur. Prostat dokusunda bir hasar oluştuğunda kana geçen PSA miktarında artış olur. PSA kana geçtiği zaman büyük proteinlere bağlı veya serbest halde olmak üzere iki formda bulunur. Serbest PSA düzeyi azaldıkça, total PSA düzeyi (bağlı ve serbest PSA toplamı) arttıkça kanser açısından şüphe uyandırır. PSA için “şu değerin altında olursa prostat kanseri olmaz” diyebileceğimiz bir değer yoktur! Çünkü klinik olarak önemli prostat kanseri tanısı konulmuş hastalara bakıldığında PSA değeri 1’in altında olanlar dahi vardır (Tablo 1).
tablo 1
Fakat, prostat kanseri çıkma ihtimali yüksek olan bir değer belirlenerek, prostat kanserine yönelik ileri incelemeler yapılır. Prostat kanseri tanısını kolaylaştırmak amacıyla PSA düzeyi 2.5 ng/ml üstünde olduğunda dikkatli bir değerlendirme yapılmalıdır. Bu amaçla serbest/total PSA oranı, yaşa göre PSA değerleri, PSA artış hızı ve PSA dansitesi gibi parametreler prostat biyopsisi yapma kararı almakta yönlendirici olmaktadır. Yaş ilerledikçe PSA düzeyinde artma olur. PSA düzeyinin düşük olması veya yüksek olması o kişide kesin bir şekilde prostat kanseri olmadığını veya olduğunu göstermez. Çünkü, PSA düzeyini yükselten prostatit, iyi huylu prostat büyümesi ve geçici yükselmelere neden olan durumlar da mevcuttur. Fakat, PSA kansere değil organa spesifik olduğu için, bazı durumlarda iyi bir tarama testi için yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle PSA, PRM ile birlikte değerlendirilerek, prostat biyopsisi yapma kararı alınmalıdır (Tablo 2). Asıl tanı biyopsi sonucu ile konulmaktadır.
tablo 2
PROSTAT İĞNE BİYOPSİSİ NE ZAMAN VE NASIL YAPILMALIDIR?

PRM’de şüpheli bulgu olduğunda, PSA değeri ne olursa olsun, mutlaka prostattan biyopsi yapılmalıdır. Çünkü, prostat kanseri tanısı alan hastaların %25’inde PSA düzeyi normal sınırlardadır. PRM normal iken, PSA düzeyi şüphe doğuracak yükseklikte ise, prostatit veya PSA düzeyinde geçici yüksekliğe neden olabilecek durumlar dışlandıktan sonra, PSA tekrar edilerek prostattan biyopsi yapılmalıdır. Biyopsi öncesinde hastanın yaşı ve varsa eşlik eden hastalıkları mutlaka dikkate alınmalıdır.
Bazı durumlarda, yapılan incelemeler sonucu prostat kanseri şüphesi olmayan fakat iyi huylu prostat büyümesi nedeniyle açık veya kapalı ameliyat edilen hastaların elde edilen prostat dokularının patoloji incelemesi sonucunda prostat kanseri tanısı da konulabilir.

Prostat biyopsisi transrektal ultrasonografi eşliğinde yapılır. İşlem transrektal yolla enfeksiyon açısından kirli bölgeden yapıldığı için biyopsiden 1 gün önce oral antibiyotik başlanılır ve 5 gün devam edilir. Biyopsi öncesinde de intravenöz antibiyotik yapılır. Öncelikle ultrasonografi eşliğinde bölgesel anestezi yapılır. Biyopsi yapılacak odak sayısı en az 12 olacak şekilde, prostatın volümüne ve PRM bulgularına göre arttırılarak alınmalıdır. Tekrar biyopsilerinde her defasında odak sayısı arttırılmalı, seminal veziküllerden de biyopsiler alınmalıdır. Satürasyon biyopsisi denilen 20’den fazla odaktan biyopsi almak kanser yakalama olasılığını arttırır. Satürasyon biyopsileri genel anestezi altında yapılır.

PROSTAT BİYOPSİSİNİN KOMPLİKASYONLARI NELERDİR?

İdrarda, gaytada veya menide kan görülebilir. Düşük sıklıkta prostatit, 38.5 derece ateş, epididimit ve orşit görülebilir. Nadiren idrar yapamama görülebilir.

PROSTAT BİYOPSİSİNİN SONUCU NORMAL İSE NE YAPILMALIDIR? HANGİ DURUMLARDA TEKRAR BİYOPSİ YAPILMALIDIR?

Prostat biyopsi odakları bir düzen içinde belirli alanlardan alındığı için, biyopsinin alınmadığı alanlarda kanser olabilir. Bu nedenle hasta 3 ay sonra tekrar değerlendirilir. Daha önce yapılmış biyopsi sonuçları normal olmasına rağmen, takiplerde PSA artıyorsa veya PRM şüpheli hale gelmişse biyopsi tekrarı yapılmalıdır. Patoloji sonucunda kanser yok fakat “atipik küçük asinar proliferasyon (ASAP)” veya yaygın “prostatik intraepitelyal neoplazi (PIN)” varsa bu lezyonların komşuluğunda prostat kanseri bulunma riski yüksek olduğu için biyopsi tekrarlanmalıdır.

biyopsi

PROSTAT BİYOPSİ SONUCUNDA KANSER TESPİT EDİLMİŞ İSE NE YAPILMALIDIR?

Biyopsi sonucunda kanser varlığı tespit edildikten sonra, kanserin sadece prostatın içine mi sınırlı olduğu yoksa bölgesel lenf bezlerine, kemiklere veya başka organlara bir yayılım yapıp yapmadığı tespit edilir, yani evreleme çalışması yapılır. Evreleme amacıyla, tüm vücut kemik sintigrafisi, karın üst ve alt bölgesi için bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ve akciğer grafisi tetkikleri yapılmalıdır. Radyolojik görüntülemedeki ümit vaat eden bir gelişme multiparametrik MRG (mpMRG) yöntemidir. Bir başka yöntem de bir nükleer sintigrafi yöntemi olan galyum 68 ile işaretli PSMA PET/BT’dir. Kanserli dokuyu göstermede daha duyarlı ve daha özgül olduğu yönünde ümit vaat edici bulgular elde edilen bu yöntemlerin etkinliği test edildikten sonra günlük pratiğe girmesi için çalışmalar devam etmektedir.

18