444 1 633 0(553) 034 2205 prof.sinanekici@gmail.com

Mesane Kanserinin Nedenleri Nelerdir Kimler Risk Altındadır?

Mesane kanseri çocukluk dönemi dahil her yaşta görülebilmekle beraber genellikle orta ve ileri yaşın hastalığıdır. Ürotelyal karsinomun ortalama teşhis yaşı erkeklerde 69, kadınlarda ise 71’dir. Bununla birlikte mesane kanseri insidansı direkt olarak yaşla artmaktadır.
Mesane kanseri erkeklerde kadınlardan yaklaşık 4 kat daha fazla görülmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın 2009 yılı kanser istatistiklerine göre erkek/kadın oranı 7 olup dünya ortalamasının oldukça üstündedir. Erkeklerde akciğer ve prostat kanserlerinden sonra en sık görülen 3. kanserdir. Kadınlarda tüm kanser türleri içinde 9. sırada görülen kanserdir. Ülkemizde mesane kanseri insidansının dünya ortalamasının üstünde olduğu tahmin edilmektedir.
5 yıllık sağkalım oranlarına bakıldığında, kadınlarda mesane kanserine bağlı ölümlerin daha yüksek olduğu görülmektedir. Yaşa bağlı mortalitedeki yıllık değişikliklere bakıldığında erkeklerde %0,4’lük bir azalma ve kadınlarda %0,1’lik artış belirtilmektedir.
Çevresel ve herediter faktörlere bağlı olarak ülkeler arasında farklılıklar görülmektedir. Örneğin; ABD, İngiltere ve İsrail’de mesane kanseri insidansı Japonya ve Finlandiya’dan bir hayli yüksektir.

Mesane kanseri olan hastaların incelenmesi sonucunda bazı risk faktörleri belirlenmiştir. Bu risk faktörlerini içeren hastalarda kanser görülme sıklığı yüksek iken bazılarında da görülmemektedir. Diğer yandan bu risk faktörlerine hiç sahip olmayanlarda da mesane kanseri az da olsa görülebilmektedir. Bu noktada genetik yatkınlık rol oynayabilmektedir. Çünkü ailesinde mesane kanseri olanlar daha fazla risk altındadır. Mesane kanseri gelişimi ve ilerlemesinde rolü olduğu düşünülen çevresel risk faktörleri aşağıda sıralanmıştır:

  • Sigara
  • Mesleki (endüstriyel) kimyasallara maruziyet
  • Kronik parazitik, bakteriyel, mantar ve viral enfeksiyonlar
  • Mesanede taş veya yabancı cisimler
  • Genotoksik kemoterapötik ajanlar ve radyoterapi

Sigara mesane kanseri etyolojisinde bilinen en önemli çevresel risk faktörüdür. Sigara içenlerde içmeyenlere göre mesane kanseri gelişme sıklığı (insidansı) 4 kat fazladır. Risk, içilen sigaranın sayısı, içilen süre ve dumanının inhalasyon (solunma) miktarıyla orantılıdır. Sigarayı bırakmış olanlarda, aktif olarak sigara içmeye devam edenlere göre risk azalmakla birlikte, riskin sigarayı bıraktıktan sonra normal seviyeye inmesi, kardiyovasküler hastalık ve akciğer kanseri gelişimi riskinden daha uzun bir süre olan 20 yılı bulur. Mesane kanseri tanısı konulduktan sonra sigarayı bırakmamak, başlangıç aşamasındaki kasa invaze olmayan mesane kanserinde klinik seyri ve sonucu kötüleştirmektedir.

Mesleki karsinojenlere bağlı mesane kanseri gelişimi insidans olarak 2. sıradadır. Mesane kanserine yol açan kimyasal ajanlar arasında anilin boyaları, 2-naphtylamine, 4-aminobiphenyl, 4-nitrobiphenyl, 4-4-diaminobiphenyl (benzidine), 2-amino-1-naphthol, yanıcı gazlar ve kömür tozu, klorize alifatik hidrokarbonlar ve kimyasal boyalarda, lastik ve tekstil sanayinde kullanılan acrolein gibi aldehitler sayılabilir. Bu etkinin endüstriyel karsinojenle uzun latent periyodlar (30-50 yıl) sonrasında oluştuğu, ancak yoğun etki altında kalmayla bu sürenin kısalabileceği bildirilmiştir. Artmış mesane kanseri riski olduğu bildirilen meslek grupları; oto sanayi işçileri, boyacılar, kamyon şoförleri, matkap operatörleri, deri işçileri, metal işçileri, tornacılar ve organik kimyasallar içeren mesleklerde çalışan kuru temizleme işçileri, kâğıt sanayiinde çalışanlar, kuaför ya da güzellik uzmanları, tekstil sanayi çalışanları ve tesisatçılardır.

Uzun süre kalıcı kateterle takip edilen paraplejik hastalarda %2-10 oranında mesane kanseri gelişmektedir ve bunların % 80’i skuamöz (yassı) hücreli kanserlerdir. Benzer şekilde, schistosoma haematobium sistitinin de skuamöz hücreli mesane kanseri ile ilişkisinin olduğu düşünülmektedir. Erkeklerde şistozomiazisin yaygın olduğu Mısır’da mesanenin skuamöz hücreli kanseri en sık görülen kanserdir.

Serviks, over, prostat, rektum kanserleri nedeniyle radyoterapi (ışın tedavisi) almış hastalarda mesane kanseri gelişme riski de artmaktadır.
Bir kemoterapi ilacı olan siklofosfamid tedavisi alan hastalarda mesane kanseri riski yaklaşık 9 kat artmaktadır. Bu tümörlerin çoğu tanı anında kas tabakasına infiltre olmuş yüksek dereceli tümörlerdir. Siklofosfamidin üriner bir metaboliti olan acrolein, hem hemorajik sistitten hem de mesane kanserinden sorumlu tutulmaktadır. Siklofosfamidin indüklediği mesane kanseri için latent dönem göreceli olarak kısadır (6-13 yıl). Bu nedenle siklofosfamid üroprotektan bir ajan olan mesna (2-merkaptoetansulfanik asit) ile birlikte kullanılarak neden olduğu mesane kanseri riski azaltılabilir.

16