444 1 633 0(553) 034 2205 prof.sinanekici@gmail.com

Erektil Disfonksiyon (Sertleşme Sorunu)

EREKTİL DİSFONKSİYON (SERTLEŞME SORUNU)  

Cinsel sorunlar gerçekte neden olduğu sosyal sorunlar da dikkate alındığında toplumsal bir sağlık sorunudur. Erkeklerde ortaya çıkan cinsel sorunların en önemlisi erektil disfonksiyondur.

Erektil disfonksiyon yani sertleşme sorunu 3 ay veya daha uzun süreden beri sürekli veya tekrarlayan biçimde, penisin cinsel birleşme için gerekli sertliğe ulaşmaması veya oluşan sertliği koruyamamasıdır. Türkiye’de 40 yaşın üzerindeki erkeklerde sıklık %69 olduğu belirlenmiştir. Yaş arttıkça da artmaktadır.

 

Öncelikle peniste sertleşmenin (ereksiyonun) fizyolojik olarak nasıl oluştuğuna bakmamızda fayda vardır. Penisin içindeki gözenekli süngersi yapının kan ile dolması ve toplar damarların sıkıştırılarak kanın vücuda geri dönmesi engellenerek penis içinde hapsolması ve yüksek basınçta tutulması sonucundaki hidrolik kuvvetle ile sertleşme (ereksiyon) gerçekleşmektedir. Bu süreç, cinsel duyusal, kokusal ve görsel ve fiziksel uyarı ile başlar, beyinden gelen uyarılarla tam sertleşme gerçekleşir. Tam bir ereksiyonun oluşması için damarsal yapıların, penise giden sinirlerin, penisin düz kas dokusunun ve ereksiyonu etkileyen hormonların düzeylerinin normal olması gerekir. Ayrıca, kişinin psikolojik durumunun da stabil olması, stres, anksiyete gibi kişinin fizyolojisini etkileyecek bir durumun olmaması gereklidir. Bu nedenle ereksiyonun sağlıklı olması genel sağlık durumunun da bir göstergesidir. Herhangi bir sorun varsa bir an önce nedeni belirleyip tedavi almak çok önemlidir, çünkü sorun ne kadar uzun süreli ise tedavi edilmesi de o kadar güç olabilir. Bilinçlenme düzeyi arttıkça son yıllarda daha fazla hastanın bu sorunu için doktora başvurduğu ve çözüm aradığı görülmektedir. penis-kesiti-rSertleşme sorunu bir erkeğin cinsel ilişki için yeterli penis sertliğini sağlayamama veya sürdürememe durumudur.
Sertleşme sorununun sıklığı yaş arttıkça artmaktadır. Bilimsel çalışmalar erkeklerin yarısının hayatlarının bir döneminde en az bir kez hafif, orta ya da şiddetli sertleşme sorunu yaşadığını göstermektedir. Türkiye’de yapılan tarama çalışmasında 40-70 yaş arası sertleşme sorunu %69 oranında olmasına rağmen şiddetli sertleşme sorunu olan % 9-10’luk kısmıdır. İleri yaşlarda sorunun görülme sıklığı da artmaktadır. 60 yaşın üzerinde bu oran %85 civarındadır.
Sertleşme sorunu çoğunlukla organik sebeplerden kaynaklanırken psikolojik (ruhsal) etkilerin de beyinde ve sinirler üzerinde yaptıkları baskılama ile sorunu daha belirgin hale getirdiği görülmüştür. Yani, sertleşmenin olabilmesi için gerekli hormon, sinir, damar ve penis düz kas sisteminde meydana gelecek bozukluklar sertleşme sorununa yol açabilmektedir.Normal sertleşme için gerekli olan hormonlar, sinir sistemi, penisteki damar ve düz kas yapısı gibi sistem ve yapıların birinde ya da birkaçında bozukluk olduğunda sertleşme sorunu ortaya çıkar. En sık kalp damar sistemi hastalıkları, diyabet mellitus (şeker hastalığı), yüksek tansiyon, travma (cerrahi travma dahil), sigara içilmesi, multiple skleroz, bel fıtığı, hormonal yetmezlikler, tiroid hastalıkları ve ilaç yan etkileri sertleşme sorununa neden olmaktadır. Organik sertleşme sorunu olanlarda, buna bağlı olarak psikolojik başka sorunlar da ortaya çıkabilmektedir. Örneğin; anksiyete (sinirsel gerginlik), öz güven kaybı, hayat kalitesinde azalma, sosyal ilişkilerinde olumsuz etki gibi. Ayrıca, tek başına stresli yaşam, depresyon, başka psikiyatrik hastalıklar ve eş ile uyumsuzluklar psikolojik nedenler olabilmektedir.Ereksiyonun sağlıklı bir şekilde oluşması için normal bir psikolojik duruma ek olarak penis yapısının, sinirlerinin, damarlarının ve hormonların normal olması gereklidir. Bu nedenle ereksiyon sorunu psikolojik (ruhsal) nedenlerle (depresyon, performans anksiyetesi, başarısızlık korkusu, evlilik ile ilgili sorunlar ve stres) ve diğer organik bozukluklar sonucu oluşur. Fakat, organik nedeni olan durumlarda da beraberinde gelişen psikolojik baskılar sıklıkla görülmektedir. Bu nedenle tedavide psikolojik yaklaşım mutlaka dikkate alınmalıdır.
  • Yaşlanma
  • Sistemik hastalıklar
    • Şeker hastalığı (diyabet mellitus)
    • Kronik karaciğer yetmezliği
    • Kronik böbrek yetmezliği
    • Solunum yetmezliği
  • Kronik alkol bağımlılığı
  • Sigara kullanımı
  • Uyuşturucu madde kullanımı
  • İlaç kullanımı (yüksek tansiyon ilaçları, kalp ilaçları, depresyon ilaçları)
  • Hormonal hastalıklar
    • Testosteron düşüklüğü
    • Prolaktin yüksekliği
    • Adrenal yetmezliği
    • Tiroid bozuklukları
  • Kalp-Damar hastalıkları
    • Damar sertliği (ateroskleroz)
    • Hiperlipidemi (yüksek kan yağları, kolesterol)
    • Kalp yetmezliği
    • Hipertansiyon (yüksek tansiyon)
    • Pelvik damar yetmezlikleri
    • Orak hücreli anemi
  • Nörolojik hastalıklar
    • Felç (beyin kanaması, serebrovasküler olaylar)
    • Beyin ön lobunun lezyonları
    • Alzheimer hastalığı
    • Multiple skleroz
    • Behçet hastalığı
    • Parkinson hastalığı
    • Omirilik sinir hasarı
    • Otoimmün sinir hastalıkları
  • Penise ait travmalar
    • Priapizm
    • Peyroni hastalığı
    • Pelvik bölge travmaları
  • Ameliyatlar
    • Penise giden kan akımını etkileyen damar ameliyatları
    • Penis sinirlerini etkileyen omurga, karın ve pelvik bölgedeki ameliyatlar
Bu sıralanan nedenler ereksiyonu başlatmada, penisin tam sertliğinin sağlanmasında veya korunmasında veya her üç aşamada etkili olarak ereksiyon problemine neden olurlar. Ayrıntılı inceleme ile sorunun asıl nedeni ortaya çıkarılabilir.En sık nedenler kalp damar sistemi hastalıkları, şeker hastalığı, sinirsel hastalıklar, travma, radikal cerrahiler (mesane, prostat ve rektum kanseri cerrahileri), hormonal yetmezlikler ve ilaç yan etkileridir. Penisi besleyen damarlarda oluşmuş damar sertliği ereksiyon sorununa neden olurken, vücudun diğer damarlarında da damar sertliği olabileceğinin habercisidir. Bu nedenle ereksiyon sorunu olanlar mutlaka kalp ve damar hastalıkları açısında da değerlendirilmelidir. Şeker hastalığı hem damarları, hem sinirleri hem hormonal düzeni hem de penis düz kasını etkilediği için de çok özellikli bir hastalık etkenidir. Bu nedenle ereksiyon sorunu olanlar gizli kalmış bir şeker hastalığı açısında da değerlendirilmelidir.Burada not edilmesi gereken sertleşme sorunu gizli kalan bir kalp damar hastalığının habercisi olabilir. Bu nedenlerden başka kişisel psikolojik sorunlar ve eş ile uyumsuzluklar da sertleşme sorununa neden olabilir. Erkeklerin 1/10 u hayatlarının bir döneminde sertleşme sorunu yaşamaktadır.Ereksiyon sırasında penise dolan kanın geri vücuda kaçması yani venöz kaçış da önemli bir sertleşme bozukluğu oluşum mekanizmasıdır. Özellikle şeker hastalığı, sigara, uyuşturucu madde bağımlılığı, kronik alkol kullanımı penis düz kasında oluşturdukları etkilerle yeterli düz kas gevşemesini önleyerek çevredeki toplar damarları yeteri kadar baskı altına alamamakta ve penise dolan kan venlerden (toplar damar) kaçarak vücuda geri dönmektedir, Sonuç olarak, ereksiyon yeterince oluşmamakta ve kısa sürmektedir.
Öncelikle sertleşme sorununun nedenini aramak, altta yatan ve hasta tarafından bilinmeyen başka hastalıkların tanısını sağlayabilir. Sertleşme sorunu bir başka hastalığın ilk belirtisi olabilmektedir. Bunlar, yüksek kan yağları ve koroner damar hastalığı, yüksek tansiyon, diyabet ve depresyondur.Yüksek tansiyonu olanların %68’inde sertleşme sorunu olabilmektedir. Sertleşme sorunu olanların ise % 60’ında yüksek kan yağları, % 40’ında koroner damar tıkanıklığı, % 20’sinde diyabet ve % 11’inde depresyon görülmektedir.
Öncelikle yaşlanma ile cinsel fonksiyonlarımız azalmaktadır, ancak sertleşme sorunu yaşlanmanın bir sonucu değildir. Yaşlanmanın yarattığı psikolojik durum olumsuzluk yaratabilir. Esas olarak kronik hastalıklardan olan yüksek tansiyon, diyabet, kalp damar hastalıkları ve depresyon risk faktörleridir. Sağlıksız yaşam koşulları, sigara kullanımı, stres ve alkol bağımlılığı diğer risk faktörlerindendir. Kullanılan bazı ilaçlar da sertleşme sorunu yaratabilir. Bunlardan bazıları, yüksek tansiyon ilaçları (beta-blokerler, tiazid diüretikler) ve antidepresanlardır.
Özellikle erkeklik hormonu olan testosteron cinsel isteğimizle ilişkilidir. Testosteronun penis içyapısı üzerine de etkisi vardır. Testosteron düzeyindeki düşüklük hem isteğimizi, hem de penis içyapısını olumsuz etkileyerek sertleşme sorununa yol açabilir. Diğer hormonal bozukluklar, örneğin; diyabet, tiroid bezi hastalıkları, böbrek üstü bezi hastalıkları veya hipofiz bezi hastalıklarında da hormonal değişiklikler oluşarak sertleşme bozukluğu olabilir.
Diyabeti olan erkek hastaların yarısında zaman içerisinde sertleşme sorunu gelişmektedir. Tip 1 diyabeti olan insülin bağımlısı genç hastalarda bu problem daha erken ortaya çıkabilmektedir. Tip 2 diyabeti olan insüline bağımlı olmayan ve daha geç yaşlarda ortaya çıkan diyabette sertleşme sorunu daha yavaş gelişmektedir.Diyabetik erkeklerde birkaç nedenle sertleşme sorunu ortaya çıkmaktadır. Öncelikle diyabet küçük kan damarlarına zarar vererek penise kan akımı azalmaktadır. İkinci olarak çevre sinirlerde bozukluk oluşmakta ve penise sertleşme için gerekli uyarı iletilememektedir.
Kolesterol ve trigliserit gibi kan yağlarındaki yükseklik damar sertliği oluşturarak ve penise giden kan akımında azalmaya yol açarak sertleşme bozukluğuna yol açmaktadır. Özellikle kötü huylu denilen düşük yoğunluklu kolesterolün yüksek oluşu sertleşmeyi olumsuz etkilemektedir.
Penise gelen sinirlerde hasara yol açabilecek hastalıklar (ör: multipl skleroz) veya kaza ya da hastalık sonucu oluşan omurilik sinir hasarları sayılabilir. Radikal prostat, kolon, rektum ameliyatları gibi derin karın içerisini ilgilendiren bazı ameliyatlar sonrasında sertleşmeyi sağlayan sinirler etkilenerek sertleşme bozulabilir. Peyronie gibi penisin sertleşme sırasında genişleyebilen esnek dokusunda (tunika albuginea) nedbe oluşturarak esneme yeteneğini yitirdiği hastalıkta da sertleşme bozulabilir. Bu hastalıkta penis sertleşse bile eğrilebilmekte ve ilişkiyi engelleyebilmektedir. Diğer bir başka neden ilaç kullanımıdır. Bazı ilaçlar sertleşme sorunu yaratabilir. Bunlar arasında psikiyatri ilaçlarından antidepresanlar, antipsikotik ilaçlar, beta bloker veya diüretik etkili tansiyon düşürücüler, mide koruyuculardan bazıları sayılabilir. Yine bir başka sebep priapizm sonrası sertleşme bozukluğunun gelişmesidir. Priapizm cinsel uyarı olmaksızın istek dışı uzun süreli sertleşmenin olmasıdır. Bu durumda penis içinde kan uzun süre hapsolduğu için oksijen azalır ve doku kalıcı biçimde zarar görebilir.
18