444 1 633 0(553) 034 2205 prof.sinanekici@gmail.com

BPH Tedavisinde Cerrahi Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Hastalar ilaç tedavilerine yeterli cevap vermediklerinde veya klinik durumları gerektirdiğinde doğrudan cerrahi tedaviye yönlendirilebilir. BPH tedavisinde en etkili ve kalıcı yöntem cerrahi yöntemlerdir. Cerrahi yöntemlerle prostatın idrar yolunu tıkayan büyümüş kısmının tamamı alınır. Cerrahi tedavi uygulanan hastaların uzun bir süre yeniden ameliyat olma riskleri çok düşüktür (15 yıl sonra %10). Aşağıdaki özelliklere sahip hastalarda ilk tedavi seçeneği cerrahi yöntem olmalıdır:

  • Hastanın hiç idrar yapamaz hale gelmesi
  • İlaç tedavisine ve minimal invaziv yöntemlere yeterli cevap vermeyen hastalar
  • İdrarda devam eden kanama olması
  • Büyümüş prostatın yaptığı tıkanıklığa bağlı mesanede taş oluşmuş olması
  • Sık idrar yolu enfeksiyonu geçirmek
  • İdrar yolunda uzun süre devam eden tıkanıklığa bağlı böbrek yetmezliği gelişmesi

Hasta ve doktor önerilen cerrahi yöntemleri faydaları ve riskleri açısından karşılıklı olarak konuşmalı ve hastaya en uygun yönteme karar vermelidir.
Cerrahi tedaviler sırasında mesane boynu da açıldığı için ameliyat sonrasında meni büyük oranda orgazm sırasında dışarı atılamaz, geriye mesane içine doğru boşalır (retrograd ejakülasyon). Cerrahi tedavilerin komplikasyonları uygulanan yönteme göre değişmekle birlikte az bir oranda (%0,2) idrar kaçırma ve idrar yolunda darlıklar görülebilir. BPH temelde ereksiyon problemleriyle birlikte görülebilecek bir hastalıktır. Bu durum aynı patolojinin farklı organlardaki ortaya çıkış halleridir. Yapılan ameliyatın ereksiyon üzerinde özel bir etkisi yoktur. Hatta prostat şikayetleri düzelen hastanın ereksiyonunda da düzelme görülebilir.

TUR – Prostatektomiler (Kapalı, endoskopik prostat ameliyatı):

Transüretral prostat rezeksiyonu (TUR-P), cerrahi ve anestezi yöntemlerindeki gelişmeler sonucu bugün için dünyada altın standart (en doğru ve güvenilir) yöntem olarak bilinmektedir.  BPH tedavisinde en sık uygulanan yöntemdir. Son yıllarda minimal invaziv yöntemlerdeki artan başarıya rağmen, TUR-prostatektomi en başarılı tedavi yöntemi olma özelliğini korumaktadır. TUR-P yöntemi genel anestezi veya belden aşağısının uyuşturulması (spinal, epidural anestezi) eşliğinde uygulanmaktadır. TUR ameliyatında prostatın tamamı değil, idrar kanalını tıkayan büyümüş prostat dokusunun tamamı özel irigasyon sıvısı altında elektrik enerjisi (koter) kullanılarak küçük parçalar halinde dışarı alınmaktadır. Teknolojik gelişmeler neticesinde tecrübeli ellerde kan verilmesine gerek olmadan minimum kanama ile ameliyat tamamlanabilmektedir. Ameliyat sonrası bir ucu mesane içinde olan sonda 2 gün kalmaktadır. Sonda çekildikten sonraki ilk birkaç günde idrar yaparken hafif yanma şikayeti kesi yapılan alanlara bağlı olup normaldir. Bu tarz şikayetler 1-2 hafta içinde geçer ve hasta rahat idrar yapmaya başlar. Bu nedenle hastalara 2 hafta istirahat etmeleri, bir risk faktörü yoksa günde 3 litre sıvı almaları, kabız kalmamaları, ağırlık kaldırmamaları ve en önemlisi prostat üzerine bası yapacak tarzda kalçanın üzerine oturmamaları tavsiye edilir.

TUR-P ameliyatının avantajları: 

  • idrar yolunu tıkayan büyümüş prostat dokusunun tamamının kısa bir sürede (ortalama 1 saat) alınarak yeniden tıkanma olması ihtimalini minimuma indirmesi,
  • patolojik inceleme yapılabilmesi için doku elde edilmesi,
  • uzun süreli sondalı kalma gereği olmaması,
  • uzun dönemde en etkili tedavi yöntemi olmasıdır.

TUR-P sırasında düz kas sfinkterini içeren mesane boynunda açıklık oluşturulduğu için hastaların %75’inde ameliyat sonrası dönemde meni dışarı çıkmayabilir. Daha az oranda olmasına rağmen minimal invaziv yöntemlerde de bu durum görülmektedir.

TUR-P ameliyatı 3 farklı yöntem ile yapılmaktadır:

  1. Klasik TUR-P: Sıvı olarak elektrolit içermeyen sıvı kullanılır. Elektrik koter enerjisi kullanır.
  2. Bipolar TUR-P: Sıvı olarak serum fizyolojik sıvısı kullanılır. Elektrik koter enerjisi kullanır.
  3. Plazmakinetik TUR-P: Sıvı olarak serum fizyolojik kullanmasına ek olarak plazmakinetik enerjisi kullanır. Çok büyük prostatlar da bu yöntem ile kolaylıkla alınabilir.

Burada vurgulanması gereken önemli bir nokta şudur: Şekilden de görüldüğü gibi prostattın büyüyen BPH dokusu alınır, dış kabuk kısmı kalır. Prostat kanseri çoğunlukla prostatın kabuk kısmından gelişir. Bu nedenle BPH tedavisi amacıyla uygulanan ameliyat yöntemleri hastayı prostat kanserine karşı korumaz. Bu hastaların prostat kanseri geliştirme riskleri hiç ameliyat olmamış hastalarla eşittir. Bu nedenle BPH nedeniyle ameliyat olan hastalar da yılda bir defa mutlaka prostat kanseri açısından kontrol olmalıdırlar.

Transüretral Prostat İnsizyonu (TUIP):

Genç yaşta ve küçük prostatı olanlarda tercih edilebilecek bir yöntemdir. Retrograd ejakülasyon riski TUR-P ameliyatına göre daha düşüktür. Hastanın rahat idrar yapmasını sağlamak amacıyla prostat ve mesane boynuna elektrokoterle derin kesi yapılarak prostatın oluşturduğu darlık rahatlatılır.

Açık Prostatektomi:

Bu açık ameliyat prostat kanseri varlığında yapılan prostatın tamamının alındığı radikal prostatektomi denilen ameliyattan farklıdır.
TUR veya lazer ameliyatlarının güvenli bir şekilde yapılamayacak kadar prostatın büyük olduğu durumlarda açık ameliyat yöntemi uygulanır. Ayrıca, açık cerrahi gerektiren mesanede divertikül, mesanede büyük taş gibi ek sorunların varlığında da uygulanabilir. Göbek altından cilde yapılan bir kesi ile mesaneye ulaşılır, mesane açılarak prostatın büyüyen dokusu çepeçevre dönülerek çıkarılır. TUR prostat ameliyatından farklı olarak sonda birkaç gün daha uzun tutulur. Sonuç olarak, açık prostat ameliyatı ile usulüne uygun olarak yapılmış TUR prostat ameliyatının etkinlikleri aynıdır. Artık, günümüzde teknolojinin gelişmesiyle açık ameliyat nadiren başvurulan bir cerrahi yöntem haline gelmiştir.
Hem TUR hem de açık ameliyatın etkinliğinin ne kadar olacağını görmek için 6-8 haftanın geçmesi gerekmektedir. Ameliyat öncesi dönemde prostatın yapmış olduğu tıkanıklık nedeniyle oluşmuş rezidüel enfeksiyon ve mesane duvarının ne kadar zarar gördüğü ve bunların etkileri bu süre sonunda değerlendirilebilir.

Prostatın iyi huylu büyümesi nedeni ile her ne yöntemle cerrahi tedavi uygulanırsa uygulansın unutulmaması gereken husus, bu ameliyatlarda prostatın sadece büyüyen kısmının alındığı, kalan kısmında her zaman için prostat kanseri gelişme riskinin olduğudur. Bu nedenle ameliyattan sonra da doktorunuzun belirleyeceği aralıklarla prostat kanseri açısından muayene ve PSA kan testi ile kontrollere devam etmeniz gerekmektedir.

14